5.Köşe Yazım | 29 Mayıs 2026

Tokat ve ilçelerinde yaşanan sel ve taşkın felaketi nedeniyle öncelikle tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun.

Afetin ilk anından itibaren sahada görev yapan başta yerel yönetimler olmak üzere; kamu kurum ve kuruluşlarına, AFAD Yönetim Başkanlığı, İl Müdürlüğü, İl Özel İdaresi, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, DSİ 72. Şube Müdürlüğü ve teşkilatlarına, sağlık birimlerimize, güvenlik güçlerimize katkılarından dolayı halkımıza şükranlarımızı sunuyoruz.

Bölge halkının dayanışma ruhu ise bu zor günlerde en önemli güç kaynaklarından biri olmuştur. Toplumsal birlik ve beraberlik, afetin yaralarının sarılmasında kritik bir rol oynamıştır.

Yaşanan afet sonucunda tarım arazileri sular altında kalmış, kırsal yerleşim alanları risk altına girmiş ve bazı bölgelerde tahliyeler gerçekleştirilmiştir. Yağışların süreklilik göstermesiyle birlikte taşkın riski artmış, birçok noktada altyapı da zarar görmüştür.

Afetin boyutları ve sahada yürütülen çalışmalar genel olarak aşağıdaki şekilde özetlenebilir:

  • Çok sayıda ilçede tarım arazileri su altında kalmıştır.
  • Buğday, mısır, şeker pancarı, yem bitkileri ve sebze üretim alanlarında ciddi zarar oluşmuştur.
  • Kırsal yerleşim alanlarında su baskınları ve ulaşımda aksamalar meydana gelmiştir.
  • Dere yataklarına yakın bölgelerde taşkın riski kritik seviyeye ulaşmıştır.
  • Bazı mahalle ve köylerde vatandaşların tahliye edilmesi gerekmiştir.
  • Hayvancılık işletmeleri ve ahırlarda riskli durumlar ortaya çıkmıştır.
  • Altyapı (yol, menfez, drenaj hatları) birçok noktada zarar görmüştür.

Sahada Yürütülen Çalışmalar

  • AFAD ekipleri tarafından riskli bölgelerde acil müdahale ve koordinasyon çalışmaları yürütülmektedir.
  • DSİ ekipleri tarafından dere yatakları ve taşkın hatlarında kontrol ve yönlendirme çalışmaları yapılmaktadır.
  • Belediye ve İl Özel İdare ekipleri tarafından su tahliye, yol açma ve temizlik çalışmaları sürdürülmektedir.
  • Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri tarafından zarar tespit çalışmaları başlatılmıştır.
  • Güvenlik güçleri tarafından riskli bölgelerde vatandaşların can güvenliğini sağlamak amacıyla yönlendirmeler yapılmaktadır.
  • Sağlık ekipleri tarafından olası salgın ve çevresel risklere karşı önleyici tedbirler alınmaktadır.
  • Gönüllü kuruluşlar ve sivil toplum temsilcileri tarafından destek ve yardım faaliyetleri yürütülmektedir.

Genel Hayata Etkili Afet Bölgesi İlan Edilmeli

Tokat ve ilçelerinde yaşanan sel ve taşkın felaketi, artık yalnızca bir meteorolojik olay olarak görülemez. Ortaya çıkan durum, tarımın, kırsal ekonominin, üretim zincirinin ve sosyal yaşamın doğrudan zarar gördüğü çok boyutlu bir krizdir.

Yoğun yağışların ardından baraj doluluk seviyelerinin kritik noktaya ulaşması, nehir ve dere yataklarında taşkın riskini artırmış, birçok bölgede tarım arazileri su altında kalmış, kırsal yerleşimler tahliye edilmek zorunda kalmıştır. Binlerce dönüm tarım arazisinin zarar görmesi, yalnızca bir ürün kaybı değildir. Bu durum, bölgesel gıda üretimi, ekonomik sürdürülebilirlik ve kırsal yaşamın devamlılığı açısından ciddi bir kırılmaya işaret etmektedir.

Buğday, mısır, yem bitkileri, şeker pancarı, meyve ve sebze üretiminde yaşanan kayıpların yanı sıra hayvancılık ve arıcılık faaliyetleri de ciddi şekilde etkilenmiştir. Ahırların tahliye edilmesi, hayvan varlığının taşınması ve kovanların zarar görmesi, afetin yalnızca tarımsal değil, çok sektörlü bir yıkım olduğunu göstermektedir.

Üretici zaten uzun süredir yüksek maliyetler, iklimsel afetler ve ekonomik baskılar altında üretim yapmaya çalışmaktadır. Bugün gelinen noktada sorun, sadece bir sezon kaybı değil, üretim sürekliliğinin risk altına girmesidir.

Bu nedenle, selden etkilenen bölgelerde “Genel Hayata Etkili Afet Bölgesi” ilan edilmesi artık zorunluluktur.

Bu kararın sağlayacağı başlıca katkılar şunlardır:

  • Zarar tespit ve destek süreçlerinin hızlanması,
  • Tarımsal destek ve hibelerin artırılması,
  • Faizsiz kredi ve borç erteleme mekanizmalarının devreye alınması,
  • Altyapı onarım ve yatırım süreçlerinin hızlanması,
  • Esnaf ve KOBİ’ler için ekonomik destek paketlerinin oluşturulması.

Kırsalda yaşanan her ekonomik kayıp, yalnızca çiftçiyi değil, nakliyeciyi, esnafı, sanayiyi ve şehir ekonomisinin tamamını etkilemektedir. Üretimin aksaması, doğrudan ekonomik daralma anlamına gelmektedir.

Sosyal açıdan bakıldığında ise afet, yalnızca fiziksel bir zarar değil, aynı zamanda toplumsal bir travmadır. Evlerini boşaltmak zorunda kalan aileler, belirsizlik içinde kalan nüfus ve bozulan yaşam düzeni, vatandaşlarda ciddi bir gelecek kaygısı oluşturmaktadır.

Genel Hayata Etkili Afet bölgesi ilanı ile birlikte:

  • Barınma ve sosyal yardım süreçleri hızlanabilir,
  • Psikososyal destek mekanizmaları devreye alınabilir,
  • Eğitim ve sağlık hizmetlerindeki aksaklıklar giderilebilir,
  • Kırsal yaşamın yeniden normale dönmesi sağlanabilir,

Kamu kurumları açısından da bu karar kritik öneme sahiptir. AFAD, DSİ, belediyeler, tarım ve sağlık birimleri daha geniş koordinasyon ve kaynaklarla hareket ederek sahadaki müdahale kapasitesini artırabilir.

Sonuç olarak, yaşanan bu afet artık sıradan bir taşkın değil, bölgenin ekonomik ve sosyal yapısını doğrudan etkileyen yapısal bir krizdir. Bu nedenle afet bölgesi ilanı, hem bugünün yaralarını sarmak hem de geleceği korumak için stratejik bir zorunluluktur.

Afet Riskini Yönetmek için Atılması Gereken Adımlar:

Yaşanan felaketin ardından asıl kritik mesele, benzer olayların tekrar yaşanmaması için alınacak yapısal önlemlerdir. Çünkü afet sonrası müdahale ne kadar güçlü olursa olsun, önleyici politikalar geliştirilmediği sürece risk ortadan kalkmamaktadır.

Tokat ve ilçelerinde yaşanan taşkınlar göstermiştir ki, iklim değişikliği, düzensiz yağış rejimleri ve altyapı yetersizlikleri artık bir araya gelerek kalıcı risk üretmektedir.

Bu nedenle atılması gereken temel adımlar şunlardır:

  • Taşkın ve risk haritalarının güncellenmesi,
  • Dere yatakları çevresindeki yapılaşmanın yeniden düzenlenmesi,
  • Tarımsal drenaj ve su tahliye sistemlerinin modernize edilmesi,
  • Baraj ve su yönetim sistemlerinin bilimsel risk senaryolarına göre yeniden planlanması,
  • Afet erken uyarı ve dijital izleme sistemlerinin kurulması,
  • Kırsal altyapının iklim değişikliğine uyumlu şekilde yeniden tasarlanması,

Ayrıca, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için üreticiye yönelik destek mekanizmalarının kalıcı hale getirilmesi gerekmektedir. Faizsiz kredi, hibe, borç erteleme ve yeniden üretim destekleri yalnızca afet sonrası değil, risk yönetiminin bir parçası olarak ele alınmalıdır.

Unutulmamalıdır ki, tarım yalnızca ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda gıda güvenliğinin temelidir. Kırsalda yaşanan her kayıp, şehir yaşamını ve ekonomik dengeleri doğrudan etkilemektedir.

Ayrıca sosyal etkiler de göz ardı edilmemelidir. Afetlerin ardından ortaya çıkan belirsizlik, göç eğilimi, psikolojik baskı ve toplumsal kırılganlıklar, uzun vadeli sosyal sorunlara dönüşebilmektedir.

Bu nedenle yeni yaklaşım şudur:

Afetleri yönetmek değil, afet riskini yönetmek zorunludur.

Tokat ve ilçelerinin geleceği için artık kısa vadeli çözümler değil, planlı, bilimsel ve sürdürülebilir politikalar geliştirilmelidir. Çünkü bugün atılacak doğru adımlar, yarının kayıplarını doğrudan önleyecektir.

Mustafa AŞAR
Yüksek Endüstri Mühendisi
Önerileriniz için; e-mail: masar@avt.com.tr